Children and protection of children’s rights

201507.13
Off
0

According to Convention on the Rights of the Child in article 1 is defined as, child , in accordance with this agreement unless majority is attained at an earlier age, under the law  applicable to the child, every person is considered a child until the age of eighteen. And in Article 2 the obligations of signatory states are ; “(1) The rights of States in this Agreement which is written for every child under its jurisdiction, recognizes and commits  without discrimination of their parents or legal guardians, race, colour, sex, language, political or other opinion, ethnic or social origin, property, disability, nativity  and any other status.. (2) The States Parties, shall take all appropriate measures to protect the child’s parents, legal guardians or other family members from punishment or discrimination of their situations, activities, beliefs or any thoughts ‘’ in the forms of outlines.

Especially children to be used to gain profit or just to ensure satisfaction for sexual purposes either national or international levels children and protection of children’s rights, once again realized the necessity of more careful studies need to be done. İn terms of this issue, regardless of international agreements or domestic legal arrangements are made, the only data obtained are insufficient to shape the rules of the law to protect the child.

Ahlak kuralları ve geleneklerden kaynaklanan toplumsal baskılar nedeni ile çocukların maruz kaldıkları istismar eylemlerine sessiz kalınmaktadır. Toplumun aile kavramına atfettiği önemden dolayı çocukların yaşadıkları eylemler dışlanmakta ve toplumca ötekileştirme, susma, susturulma gibi davranışlar sergilenmektedir. Bu gibi engeller söz konusu olduğundan, çocukların hangi boyutta ve ne sıklıkla psikolojik, fizyolojik, biyolojik veya cinsel istismar ve şiddete maruz kaldıkları tespit edilememektedir. Bu durumun somut en kötü neticesi, iç hukukta önleyici ve koruyucu normların düzenlenmesinde kendini göstermektedir. Zira, yeterli tespitin olamaması halinde yeterli çözümün olabileceğini ileri sürmek vasat bir düşünceden ibarettir. Doğası gereği yaşamını idame ettirebilmek için yetişkin bireylere ihtiyaç duyan çocuk için, güvenli, donanımlı bir ortamın sağlanması esasında uluslar arası toplumun güvenilir, huzurlu ve aydınlık bir çağa yönelik adım atmasının temelidir. Diğer taraftan, uluslar arası toplumun çocuğun korunmasına karşı tutumu ümit vericidir.

Gerek fiziksel gerekse zihinsel olarak sağlıklı gelişimini sağlayan çocukların uzun vadede sağlıklı bireyler olarak başta yaşadıkları çevreye sonrasında uluslararası topluma ciddi katkıları olacağı tartışmasızdır. Çocukların fiziksel, biyolojik, psikolojik ve en önemlisi de cinsel istismardan korunmasında en önemli yükümlülük devlete düşmekle birlikte, aile ve toplumun her bir bireyinin de çocukların sağlıklı birer birey olmaları için çaba sarf etmeleri mutlak zorunluluktur. Öncelikli olarak uluslararası sözleşmelere taraf olmak ile zaten uluslararası boyutta çocuğun her türlü istismara karşı korunacağı taahhüdünü veren devletlerin, bu taahhüdünü yerine getirmesi için iç hukuklarında ciddi yenileme yapmaları gereklidir. Yapılacak düzenlemelerin ne ölçüde çocuğu koruyucu olacağından çok, yasa hükümlerinin hangi oranda ve başarıda uygulandığı önemli olup, yasa hükümlerinin uygulanırlığının en büyük gözeticisi ve denetleyicisi de kuşkusuz başta aile ve çocuğun korunmasını amaçlayan sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu nedenle sorunun yasa hükümlerinden çok, toplumsal gelişim sorunu olduğunun tespiti ve bu sorunun çözümüne ilişkin çalışmalar yapılması önemlidir. Toplumumuzdaki en büyük sorun, istismara maruz kalan mağdurun bunu reddetmesi, bastırılma ile sessiz kalmasıdır. Bu sebeple de öncelikle mağdur çocuklara yönelik olarak ciddi rehabilitasyon çalışmaları yapılması gerekmektedir. Yaşadıkları olayın sorumlusunun kendilerinin olmadığı ve yaşadıkları olayın utanç verici bir olay olmadığı ve hatta utanması gerekenin işbu eylemleri sergileyen kişi/ler olduğu bilinci yaratılmalıdır. Hali hazırda Türkiye’de belirtilen amaçların gerçekleşebilmesi için uygun bir zemin olmadığı düşünülebilir. Nitekim ilk olarak toplumsal tabulardan, ailelerin temeline oturmuş örf ve adetlerden, ekonomik çıkmazlardan sıyrılmak gerekmektedir. Çocuğa yönelik bahse konu bir vakıanın duyulması ve ya herhangi bir suretle öğrenilmesi halinde, konunun gecikmesizin adli ve idari makamlara bildirilmesi temennisiyle.


Av. Selçuk ÇELİK

 

Kaynakça;

Prof. Dr. Oğuz Polat-Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi- Klinik Adli Tıp- Haziran 2013, 6. Baskı